toplist 25

Kralalemi






 
fikralar
 
oyunlar
 
resimler
 
yemek tarifleri
 
siirler
 
sozler
 
html kodlari
 



DiyeT

Diyet Nedir

Diyet bireyin sğlığını koruyabilmesi için gerekli olan beslenme düzenidir.
 Vücudun tam olarak ve eksiksiz beslenmesi ve çalışabilmesi her gün yaş, sıhhat durumu ve iş hayatı ile alakalı olarak
en uygun besin oranının alınması gerekir. Alınan yiyecekler gerektirği kadar sindirilebilmeli, sindirim sisteminde
işlenerek emilmeli ve böylece metabolizma için gerekli olan ana maddeler kana yeterince gelebilmelidir.
Uygun bir diyet suyun yanı sıra gerektiği kadar protein, yağ karbonhidrat, mineral ve karbonhidrat içermelidir.
Vücut ağırlığının sabit kalabilmesi için bir diyetin kalori değeri, çalışma ve ısı yitimi ile harcanan toplam enerjiye
eşit olmalıdır.Alınan kalori miktarı yetersiz ise depo maddelerin harcanmasıyla zayıflama oluşur.
Alınan kalori miktarı harcanandan çok ise zamanla şişmanlık gelişir.
Bedensel işlevleri normal olan bir kişide günlük kalori gereksinimi 2500 – 3000 kcal’dir.
Bu değer protein yağ ve glikozudengeli oranlarda içeren bir beslenmeyle sağlanabilir.
Beslenme oranı bu bileşemlerden birinin yararına dengesiz hale gelirse az ya da çok bir süre sonra kaçınılmaz olarak
kişide metabolik hastalıklar ve beslenme bozukluğu gelişecektir.
Uygun bir diyet besinlerin yalnız nicelik olarak değil, nitelik olarak da iyi olduğu bir bileşime sahip olmaldır..

En SağLıkLı BeSinLer

Sağlıklı beslenmek insan hayatının kalitesini arttıran ve ömrünü uzatan bir gerçektir.
Özellikle bazı besinler içerdikleri vitamin ve minareller sayesinde mutlaka tüketilmesi gereken besinler.

Çay : Günde birkaç bardak siyah ya da yeşil çay tüketmek kanse riskini azaltmaktadır.

Zeytin Yağı : Zeytin yağı diğer yağlara göre insan vücudu için sağlıklı olan yağdır. Zeytin yağı kanser riskini
azaltırken kolestrolü dengeler.

Patates : Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor.
Patates antioksidanlar yönünden oldukça zengin bir besin. kızartması, yemeği, haşlaması vs hemen hemen
her şekilde yenilebilen patatesi kızartmaktan kaçınılması gerekiyor.

Tarçın: çok eskilerden beri terapilerde de kullanılan tarşının sinir sistemini rahatlatıcı bir etkisi olduğu
bilinmektedir.tatlı ihtiyacı hissettiğinizde tarçınlı bir tatlı yemeyi tercih edebilirsiniz.
Tarınla harmanlanmış bir sahlep de vücut için hem rahatlatıcı hem de kan şekerini düzenler.

Bir Avuç Ceviz Meme Kanserini Önlüyor
 
Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü ve California Ceviz Komisyonu tarafından finanse edilen
ABD’deki Marshall Üniversitesi’nden Elaine Hardman’ın liderliğinde yapılan araştırmada günde bir avuç yiyilen
cevizin meme kanserini önleyebileceği idda edildi.Araştırma öncelikle kobay fareler üzerinde denendi.
Farelere anne karnından yetişkinlik dönemlerine kadar, insanlarda bir avuca tekabül edecek ceviz yedirdi.
Ceviz yiyen farelerde meme kanseri oranının yarı yarıya azaldığı, kansere yakalananlarda ise
daha az ve küçük tümörler görüldüğü tespit edildi.

Akdeniz Diyeti Kalp Hastalıklarını Önlüyor
 
Akdeniz Diyeti dediğimiz akdeniz mutfağı ve akdeniz tarzı ile beslenme yöntemi Abd’li uzmanların araştırmalarına konu olmuş.
İçeriğinde bol miktarda yeşil sebze, bol bol taze meyve, fındık, ceviz gibi bşnbir derde deva kuruyemişler,
balık ve en önelisi zeytinyağı olan Akdeniz diyetinin kalp hastalıklarını önlediği ortaya çıktı.
ABD’de yapılan araştırmaya göre 3 ay boyunca Akdeniz diyeti ile beslenildiği taktirde kalp hastalıklarında yüzde onbeş
oranında azalma gönlenmiş. Araştırma kalp rahatsızlığı olan 210 erkek ve kadın üzerinde yapılmış.
Araştırmaya katılan insanlar 3 ay boyunca Akdeniz diyeti uyguladı, hafta da 4 kez balık ve 1 kez kırmızı et tüketti,
beslenmelerine fındık ceviz ve zeytin yağı kullanıldı. 3 ay sonunda kolestrol oranlarında 7.5 azalma,
kalp rhatsızlıklarında ise yüzde 15 gerileme gözlendi.

Sağlıklı Diyet Önerileri
 
1- Sağlıklı bir diyet programı için öncelikle şekeri bırakın. Çay ve kahve tüketimide şeker kullanmayın.
2- Porsiyonlarınızı küçültün. Az yemeye çalışın.
3- Yağ olarak en fazla bir yemek kaşığı olmak sureti ile zeytin yağı kullanın. Çiçek yağı ve margarin ve tereyağından uzak durun.
4- Lifli ve posalı yiyecekler tüketin. Baklagil haftada en az bir öğün sofranızda olmalı.
5- Mutlaka kahvaltı yapın. Ve sabah kahvaltınıza özen gösterin.Kahvaltıda yağsız peynir tercih edin.
6- Beyaz ekmek yerine kepekli ekmeği tercih edin.
7- Alkolü az tüketin, özellikle bira tüketmekten kaçının.
8- Öğünlerinizde çeşit oluşturun, herzaman tek çeşit ve aynı yemekleri yemeyin.
9- Taze balık, tavuk, beyaz et mutlaka tüketin.
10- Ölçülü beslenin. Asla aşırıya kaçmayın. Tıka basa doymak zorunda değilsiniz..

Alkol Kana Nasıl Karışır
 
Alkol kana nasıl karışır ve alkol kana nasıl etki eder.

1- Alkol yemek borusundan geçerken doğrudan kana karışmaya başlar.

2- Alkolün beşte biri mide çeperinde soğurulur.

3- Geri kalan alkol iki ya da 3 saat içinde bağırsaklarda soğurulur ve kan dolaşımı ile bütün vücuda yayılır.


Alkol Vücuda nasıl etki eder;

Beyin: Tepkileri ağırlaştırır, duyuları bastırır, sinirleri uyuşturur, kendine güveni arttırır fakat düşünceyi ve denetimi zayıflatır.

Karaciğer : Alkolü 24 saatte ayrıştırmaya çalıştığı için karaciğere yüklenilmiş olur.

Kan dolaşımı: Damarları genişletir. Damarlar genişlediği için yüzde kızarma vücutta ateş hissi yaratır.

Soluma: Alkolün yüzde yirmiden biraz azı nefes, idrar ve ter yoluyla vücuttan atılır.

Mide: Alkol midede sindirim sularını harekete geçirir. Hazımsızlığa neden olabilir.

Deri: Terleme yolu ile az miktarda saf alkol dışarı atılır.

İdrar : Söktürücü etki yapar.

Alkolün Kana Karışma ve Vücutta Kalma Süresi
 
Alkol almadan önce içilen bir bardak sütün alkolün etkisini azalttığı gözlenmiştir.
Çünkü midedeki süt alkolün kana karışımını yavaşlatır. Ve kandaki alkol düzeyi daha yavaş yükselir.
Buna karşı alkolün kanda kalma süresi uzar. Besinler özellikle de yağlı yiyecekler de aynı etkisi yapar.
Çünkü mide dolu olduğunda midedeki besinlerin alkolün büyük bölümünün kana karıştığı ince
bağırsaklara geçmesi daha uzun zaman alır.Mide boşken içilen içki hızlı kana karışır.
Bir bardak süt içmek ya da yemek yemek bu hızı yarıya indirir ve kandaki alkol artışını yaklaşık yüzde 50 oranında azaltır.
Ancak bu geçici bir korumadır. İçilen bütün alkol eninde sonunda kana karışır.
Koyu sade kahve içmek alkole arşı bir oranda panzehirdir. Kahvede bulunan kafein uyarıcı olduğundan beyin üzerinde
alkolün tam karşıtı bir etki yapar. Bir başka deyişle insanı ayıltır. Ancak kandaki alkol düzeyini değiştirmez.
Özet olarak kahve bir sürücünün yolda kaza yapma olasılığını azaltır ama alkol testi yapıldığında içki içildiği ortaya çıkar.


Yağlı Yemeklerin Zararları
 
Yağlı yemek beyne zararlı!

Bilim adamları yağlı yiyeceklerin depresif hastalıkları tetiklediği sonucuna varmadan önce 6 yıl süreyle 1200 kişilik
bir grup üzerinde çalışma yürüttü. Deneyin başlarında gönüllülerin bilişsel yeterliliği test edildi.
Hiçbirinde herhangi bir anormallik gözlemlemeyen uzmanlar, gönüllülere trans-yağ içeren ürünler verdi.
Milliyet’te de yer alan habere göre, trans-yağlar en çok fast food diye tabir edilen yiyeceklerde bulunuyor ve
sindirilmesi pek de kolay olmayan besin maddeleri olarak biliniyor.
6 yıl boyunca katılımcılar trans-yağ içeren ürünler tüketti ve bu süreçte yaş, cinsiyet ve kötü alışkanlıkları da
hesaba katılarak psikolojik durumları gözlemlendi.
Deneyin sonucunda 650 kişinin 6 yıl boyunca sürekli olarak klinik depresyon belirtileri gösterdiği kaydedildi.
Bilim adamlarının verilerine göre bu grup zararlı yağlardan çok fazla tüketmişti.
Günümüzde psikiyatrlar ve beslenme uzmanları bu tarz abur cubur yiyeceklerin depresif hastalıklara
yakalanma riskini %42 oranında arttırdığını savunuyor.
 
Kalbe İyi Gelen Besinler
 
Bu üç meyvenin taze sıkılmış hali kalbe iyi geliyor…

ÜZÜM: kızılcık ve frenküzümü gibi meyvelerin karışımından oluşan taze sıkılmış meyve suyu kalbe iyi geliyor.
Fransız uzmanlar, kalp damarlarında yaptıkları deneyler sonucu, bu şekilde hazırlanmış meyve sularının,
damar duvarlarını rahatlattığını belirledi.Araştırmanın sonuçları, İngiliz Kalp Vakfı’nın sebze ve meyve tüketiminin
kalp hastalıkları riskini azalttığı yolundaki bulgularını da güçlendiriyor.Araştırma kapsamında uzmanlar, polifenol
adı verilen ve özellikle dutsu meyvelerde bulunan bir kimyasal maddeyi inceledi. Sonucunda bu maddenin en aktif
olduğu meyvelerin frenküzümü, yaban mersini, kekremiş (kırmızı ya ban mer si ni), aronya (avcı üzümü),
kızılcık ve üzüm olduğu anlaşıldı. Ancak meyve suyunda daha az lif ve daha fazla şeker bulunduğundan uzmanlar
meyveleri yiyerek tüketmenin daha yararlı olduğunun altını çiziyor..

Mutluluk Veren Besinler
 
Bunları yiyin mutlu olun

Amerikan televizyonu ABC News’ün internet sitesinde yayınlanan bir araştırmada,
insanın ruh halini iyileştiren besinler ele alındı.
Depresyon ve obezite gibi sorunlarla mücadelede beslenme tarzının değiştirilmesinin etkili olduğunu,
ancak her gıdanın farklı bireylerde farklı etkiler yaratabileceğini vurgulayan uzmanların önerdiği 10 besin şöyle:

Somon Balığı: İçeriğindeki Omega 3 yağ asidi sayesinde, beyin, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin üretiyor.
Somon dışında, uskumru ve sardalye gibi diğer yağlı balıklar da benzer etkiye sahip.

Süt: Kalsiyum ve triptofan açısından zengin. Kemik gelişimine katkıda bulunmasının yanısıra, sinirleri gevşetiyor,
stres ve anksiyeteyi azaltıyor.

Kahve: Kafein ile uyarıcı etki yapıyor, mutluluk ve “öfori” duyguları yaratıyor.
Ancak aşırı miktarda tüketildiğinde depresyon ve yorgunluk nedeni oluyor.

Çikolata: Özellikle “bitter” çikolata insanı mutlu ediyor. Polifenol sayesinde bilişsel faaliyet gelişiyor,
feniletilamin ise konsantrasyon artırıp beynin keyif merkezini uyarıyor. Seksle benzer bir etkiye sahip.

Brezilya Fındığı: Güney Afrika’ya özgü bu fındık türünde bol miktarda selenyum var.
Bu mineral insanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor ve depresyonu önlüyor.
Ayrıca sinirleri gevşetirken dikkati toparlayan B vitamini, magnezyum ve çinko da bolca var.

Peyniraltı Suyu: Peynirin yan ürünü olan kesilmiş süt suyunda bolca triptofan bulunuyor.
Bu amino asit de serotonin üretiminde kilit önemde.

Ispanak: Anksiyete ve depresyona karşı etkili birçok mineral barındırıyor..

Balın Faydaları Nelerdir
 
* Bal, bel ağrıları için havanda dövülen kuyruk yağı ile karıştırılıp sürülürse 3 gün içinde ağrı gittikçe azalır ve sonunda yok olur.
* Bal, soğuk su ile karıştırılıp içilirse ishali durdurur, sıcak su ile veya ılık su ile içilirse kuvvetli müshil olur.
* Bal, boğaz ağrılarında ılık nemli bezle boğaza sürülüp sarılırsa ağrı kısa zamanda geçer yok olur.
* Bal, bir miktar tuzla karıştırılıp, devamlı içilirse balgam söktürür.
* Bal, sırt ağrılarında ağrıyan yere sürülür, üzerine dövülmüş karabiber ekilirse ağrı kesilir.
* Bal, beynin çalışmasını kolaylaştırır. Düşünceye mükemmellik kazandırır.
* Bal, kan yapar. Kanın temizlenmesine yardımcı olur.
* Kan dolaşımını hem düzenler, hem kolaylaştırır ve damar sertliğinde olumlu etki yapar.
* Bal, yağın hazmını kolaylaştırır, anne ve inek sütünün demir eksikliğini tamamlar, iştah açar ve bağırsaklara özgü hareketleri artırarak rahatlık sağlar.
* Bal, kalp çarpıntısından ve yüksek tansiyondan şikâyetçi olanlar için son derece yararlı bir besindir.
* Bal, yiyerek, sinir bozukluğundan yakınan uykusuz kişiler rahatlayabilirler.
* Bal, altını ıslatan çocuklara 1-2 ay devamlı yedirilirse bu huylarından vazgeçtikleri saptanmıştır. Çünkü balın sinirler üzerinde olumlu etkisi vardır.
* Bal, beslenmeden doğan bazı eksiklikler çocuklara ve hatta büyüklerde bile kemikle ilgili hastalıkların tedavisinde çok faydalıdır.
* Bal, hem sabah hem akşam devamlı yedirilirse sarılığın çok kısa zamanda tedavi edilmesinde yardımcı olur.
* Bal, kusma, öksürük, bronşit gibi hastalıklarda kaynatılmış arpa suyu ile içirilirse hastalık tedavi edilir.
* Bal, bademciklerin doğal ilacıdır. Kaynatılmış ada çayına biraz sirke biraz bal karıştırılıp önce gargara yapılıp sonra yudum yudum içilirse boğaz içindeki ağrılar geçer, bademcik iltihaplarında iyileşme görülür.
* Balın çabuk enerjiye dönüşen hazır gıda maddesi olması özelliği ile sporla meşgul olan kimselere enerji vermek için ve yorgunluklarını gidermek için sade veya portakal suyuna karıştırılarak kullanılmaktadır.
* Bal, kozmetik sanayisinde çeşitli güzellik malzemelerinin yapımında da kullanılmaktadır.
* Bal, limon suyu ve bir bardak sıcak su ile içildiğinde boğaz ağrısını ve öksürüğünü giderir, gribe yakalanmış kişileri rahatlatır.

Uyku Kaçıran Besinler
 
Fasulye, brokoli, karnabahar, çikolata gibi yiyecekler, bazı baharatlar Uzmanlar uyku düşmanı besinleri açıkladı.
Bir başka araştırma ise tiryakilerin derin uykuya dalamadıklarını ortaya çıkardı
Uyku Sağlıklı yaşam için şart. “6 ila 8 Saatlik iyi bir uyku sadece gözlerinizin parlamasına,
cildinizin gerilmesine zihninizin açılmasına neden olmaz aynı zamanda sizi 3 yaş genç gösterir’ diyen uzmanlar,
uyku kaçıran yiyecekleri sıralayıp bunlardan sakınılmasını istedi. İşte o besinler:

Baharatlar: Sarmısak, acı biber ve öteki baharatlar mide yanması yapabilir.
Büyük porsiyon: Çok yemeğin sindirimi Saatler sürer.Bu nedenle akşam değil öğlen yemeklerinde büyük porsiyon tercih edilmeli.
Gaz depoları: Fasulye, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası gibi Gaz yapan sebzeler akşamları tüketilmemeli.
Hız ayarı: Lokmalar birbiri ardına hızlı bir şekilde yutulmamalı, bu sırada mideye bolca Hava dolar. Bu da şişkinlik yapar.
Alkol: Önce uyuşturur ancak sonra uyku düzenini tamamen bozar.
Kahve: Kafein vücutta 12 Saat boyunca kalır.
Uyku sorununuz varsa çay, çikolata, kola ve öteki kafein içeren içeceklerden uzak durmalısınız.


Diyet yapmak isteyip, iştahına engel olamayanlara öneriler…

Uzmanlara göre, yeme isteğinin kontrol altında tutulması, atıştırma krizinden kurtulmak için sağlıklı
karbonhidratlara yönelinmesi, bol bol su içilmesi, yiyeceklerin iyice çiğnenmesi ve güç gerektiren
egzersizlerin yapılması gerekiyor.Beynin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmeye
yol açan kimyasal maddeler salgıladığını belirten uzmanlar, Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri
salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor.İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde
hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi bu. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık
duygusuna sebep olabiliyor.
Örneğin, yemek sonrasında canınız, tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun sebebi
kesinlikle aç olmanız değil, kontrolden çıkan yeme isteğinizdir.
Eğer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediğiniz yemek miktarını en aza indirmiş olursunuz” ifadelerini kullanıyor.
Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu
kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:
Belki yine arada bir şeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceğiniz miktarlar az olacaktır.
Böyle bir durumda atıştırmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü, sindirim sisteminde
daha uzun süre kalıyor ve şeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Yapılan
araştırmalara göre, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmenin, daha az miktarlarla yetinmeyi sağladığını bildiriyor.
Sürekli aynı yemeği yeme, özellikle tadı hoşa gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmasının iptal olmasına yol açıyor.
Ve bu sebeple de kendinizi sanki hiç yemek yememiş gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için
öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz” tavsiyesinde bulunuyor.”
Su içmenin, kişinin kendisini tok hissetmesi açısından önemli olduğunun da altını çizen uzmanlar, ayrıca
vücut susuz kaldığında, çoğu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderdiğini belirten uzmanlar, bol su içmenin,
beden su istediği zamanlarda yemeğe yönelmeyi engelleyeceğini kaydediyor. Uzmanlar, yiyecekleri uzun süre
çiğnedikten sonra yutmanın, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geldiğini ifade ediyor.
Üstelik bu şekilde tat alma duyusunun da tatmin olduğunu vurgulayan uzmanlar, “Böylece doyduğunuzu anlamanızla,
yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından
kurtulmanız da ayrı bir avantaj” ifadesini kullanıyor.
Uzmanlar, egzersizler zorlaştıkça vücut ısısının arttığını ve daha fazla kalori yakmaya başlandığını, bu durumun da
egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahın bastırılmasına sebep olduğunu bildiriyor.
Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmanın en mantıklısı olduğunu belirten uzmanlar,
şöyle devam ediyor: “Çünkü öğün saati geldiğinde spor yapmanın verdiği etkiyle iştahınız biraz daha kapanır.
Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer,
hem de bir süre sonra aşırı yeme isteği duyarsınız.

Hangi Hastalığa Hangi Meyve Suyu İyi Geliyor ?
 
NAR SUYU

Narın içinde bulunan kimyasallar hücrelerin iyileşmesini hızlandırarak kanserli hücreleri öldürüyor.
California Üniversitesi’nin bir incelemesine göre nar suyu içen prostat kanseri hastalarının rahatsızlıkları yavaşladı.

GREYFURT SUYU

Metabolizmaya etki ederek yağların daha hızlı erimesini sağlayan greyfurt suyu kilo vermek isteyenler için birebir.
Greyfurt ayrıca hücreler için gerekli coQ10 maddesinin de emilmesine katkıda bulunur.

KIZILCIK SUYU

Amerika Kimyasal Derneği tarafından yapılan bir araştırma kızılcık suyunun koli basiliyi engellediğini ortaya çıkardı.
Antioksidan oranı yüksek olduğu için iyi kolestrol oranını düşürür diş çürüklerine karşı savaşır.

ELMA SUYU

Elmanın içinde bulunan asetilkolin maddesi hafıza ve beyin sağlığına olumlu etki eder.
Günde 2 bardak (500ml) elma suyu içmek hafızayı güçlendirir.

VİŞNE SUYU

Northumbria Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma haftanın beş günü günde 2 kere vişne suyu içen
sporcuların eklem ve kas ağrısının azaldığını ortaya çıkardı.
Vişnenin antioksidan oranının yüksek olması bu etkinin nedeni olarak gösterildi.

ANANAS SUYU

Ananasın içinde bulunan bromelain enzimi vücudun proteinleri sindirmesine yardım eder.
Aç karnına içildiği zaman enfeksiyonlarla savaşır. Eklem yanması ve ağrıları dindirir.
Öksürük ve soğuk algınlığına karşı iyi geliyor.

MOR ÜZÜM SUYU

Amerika’daki Cincinatti Üniversitesi’nin yaptığı araştırmada düzenli olarak mor üzüm suyu içenlerin
daha iyi bir hafızaya sahip olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar üzümdeki antioksidanların
beyin sağlığına etki ettiğini öne sürüyor. Mor üzüm suyu ayrıca kolestrolü azaltır.

PORTAKAL SUYU

Hesperidin isimli antioksidan barındıran portakal suyu damarları genişleterek kan dolaşımını hızlandırır
ve kalp hastalıkları riskini azaltır. ABD’de yapılan bir araştırma hergün 500 ml portakal suyu içen
erkeklerin tansiyonunu daha düşük olduğunu belirledi.

HİNDİSTAN CEVİZİ SUYU

Ağır idman ve spor sonrasında hindistan cevizi suyu içmek yorgunluğa iyi geliyor.
Meyvede bulunan su sadece 46 kaloriyle (bir bardak) karbonhidrat tuzlu su ve enerji veriyor.
Tansiyonu şekeri ve kolestrolü azaltır.

DOMATES SUYU

Domatese kırmızı rengini veren likopen çok önemli bir antioksidan.
Likopen cildi güneş ışığına karşı korur.
Cilt kanserine yakalanma riskini de azaltarak güneş yanıklarına karşı yüzde 33 korur..

Pekmezin Faydaları
 
Şifa kaynağı pekmez

Üzüm, incir veya dut gibi tatlı meyvelerin ezilerek kaynatılmasıyla üretilen, Anadolu’ya özgü, yoğun
ve tatlı bir şurup olan pekmezin üzümden yapılanı pek tatlı, duttan yapılanı ise biraz acımsıdır.
Pekmeze koyu rengini ve kıvamını veren, kaynatma işlemi sırasında kestirilen şıranın içindeki şekerlerin
karamelize olup kararması ve koyu bir kıvam almasıdır. Pekmez kaynatılırken önemli olan husus bir kere kaynatılmasıdır.
Şıra kaynayınca eksilme olacağından bu eksilme yerine yeniden şıra doldurulmalıdır. Aksi taktirde pekmezin kalitesi bozulur.
Karışım kaynamaya başlıyor ve pekmez kokusu yayılmaya başlıyorsa kıvama gelmiş demektir.
Bununla beraber vakumlu ortamda daha düşük ısılarda açık renkli pekmez de üretiliyor ve buna “tatlı cıvık pekmez” deniyor.
Günbalı” denen pekmez ise şıranın geniş kaplarda, güneş altında suyunun buharlaştırılmasıyla elde ediliyor.
Tatlı cıvık pekmeze maya eklenip, hava emdirilince de “katı pekmez” elde ediliyor. Pekmezin besin değerleri, kullanılan
meyveye göre değişkenlik göstermekle birlikte, karbonhidrat içeriği dolayısıyla (1,276kJ / 305 kcal) iyi bir enerji kaynağıdır.
B1, B2 vitaminleri ve çeşitli mineral maddeler içerdiğinden faydalı bir ilaç olarak biliniyor.
Sindirim sisteminde parçalanmaya gerek kalmadan kolayca kana karıştığı için kan yapıcı özelliği de var.

Pekmez Çeşitleri Dut pekmezi

Duttan elde edilen pekmez türüdür. Anemik hastalarca besin olarak alınması çok yararlıdır.
Özellikle mide hastalıkları, ülsere iyi gelir.
Astım ve bronşit hastalıklarında, soğuğa karşı vücut direncinin arttırılmasında kullanılır.
Sporcular için enerji deposudur. Bebeklerin ve çocukların zeka ve bedensel gelişimine yardımcı olur.
Gargara halinde ağız ve boğaz hastalıklarında da etkilidir.
Çocuklarda sıklıkla rastlanan pamukçukta da tedavi edici olarak kullanılır.

Harnup (keçiboynuzu) pekmezi

Keçiboynuzundan elde edilen pekmez türüdür. Ege ve Akdeniz yöresine has bir pekmez türü olmakla birlikte en faydalı
pekmez türlerinden biridir. Doğal ve katkısız olanını tüketmek iyidir. Glikoz katkılı olanlar fayda yerine zarar verebilir.
Nefes darlığına karşı oldukça etkilidir. Kolestrolün düşürülmesinde, tansiyonun dengelenmesinde yardımcıdır.
Kalbe faydalıdır, kalp çarpıntısını önler. Vücudu güçlendirip, yeniler. Anemik hastalarda oldukça faydalıdır.
Ayrıca dişleri ve kemikleri güçlendirici etkisi de vardır. Bağırsakları hareketlendirir.
İyi beslenmesi gereken çocuklar ve gebeler için oldukça faydalı bir besin kaynağıdır.
Bağırsak kurdu, tenya, solucan gibi bağırsak parazitlerini temizler.
İçerdiği A , B, B2, B3, D vb. vitaminler dolayısıyla doğal güç ve besin kaynağıdır.

Üzüm Pekmezi

Üzümden elde edilen pekmez türüdür. Vücutta kan yapımında kullanılması, enerji vermesi, iştah açması belirgin
özelliklerindendir. Mide, bağırsak ve böbrek ler üzerine olumlu etkileri vardır.
Damar sertliğine iyi gelir ve kan dolaşımını kolaylaştırır..

Obezitenin Nedenleri
 
İşte obezitenin sebebi!

Bu gıdalar insülin sistemini etkiliyorlar, yağ kazandırıp kas kaybettiriyorlar!
Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Natrol Şirketinin doktorlarından
Prof. Dr. Harry Preuss, obeziteye neden olma konusunda karbonhidratların önemli bir role sahip olduğunu belirterek,
Çünkü insülin sistemini etkilerler.
İnsülin sisteminin etkilenmesinin sonucu da yağ kazanıp kas kaybetmeye meyilli olmaktır” dedi.
Bir seminer için İstanbul’a gelen Prof. Dr. Preuss, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Obeziteye neden olma konusunda karbonhidratlar önemli bir role sahip. Çünkü insülin sistemini etkilerler.
İnsülin sisteminin etkilenmesinin sonucu da yağ kazanıp kas kaybetmeye meyilli olmaktır” şeklinde konuştu.
Çabuk emilen karbonhidratları yemeyi azaltmak ya da bunların emilimini yavaşlatan besin destekleri kullanmak
gerektiğini belirten Preuss, ”Şeker, yüksek furuktozlu mısır şurupları, meyve suları, asitli meşrubatlar, beyaz ekmek,
pirinç, beyaz undan yapılan yemekler, patates gibi gıdaların tüketilmesi azaltılmalıdır” dedi.
Preuss, vücuda aşırı karbonhidrat yüklemesi sonucu oluşan nişasta zincirinin, vücuttaki ”alfa-amilazı” denilen enzim
tarafından parçalandığını ve karbonhidratın çok hızlı bir şekilde kana karıştığını vurgulayarak,
Ancak alfa-amilazı enzimini bloke ederek, bu nişasta zincirinin parçalanmasını önler ve karbonhidratın
kana karışmasını önlersiniz” diye konuştu Bu yolla bu şeker moleküllerinin vücut tarafından emilerek yağ olarak
depolanıp saklanmasının önüne geçilebileceğini ve yeni yağların oluşumunun durdurulacağını ifade eden
Preuss, şöyle devam etti: ”Karbonhidrat alımında aç ya da tok olmak önemli değil.
Önemli olan bu karbonhidratların çabuk emilebilen olmasıdır.
Dolayısıyla lifli gıdalar tüketmeye özen gösterebilir ya da karbonhidrat bloke edebilen besin destekleri alabilirsiniz.
Ben kilo kontrolüne yardımcı olan doğal maddelerin bir arada bulunduğu formları öneriyorum.
Bunların hepsi aslında farklı bir işe yarıyor. Örneğin bunlardan biri kalori yakımını hızlandırıyor, biri iştahın
bastırılmasına yardımcı oluyor, birisi insülin sisteminin baskılanmasını sağlıyor gibi…
Karbonhidrat bloke edici ürünleri seviyorum. Çünkü çalışmalar deneysel olarak gösteriyor ki karbonhidrat
bloke ediciler, insülin sistemini normal düzeyde tutuyor.
Bazı karbonhidratlar da var ki emilimleri zayıf olduğu için direk bağırsak sistemine gider.
Bu karbonhidratlar bağırsak sistemine gidince orada küçük alkol zincirleri oluşturur ve bu da kolon
kanserine karşı koruyucu etki sağlar.
Yani zayıflarken kas değilde yağ kaybetmeniz önemli. Halka, diyet ve egzersiz yaparken karbonhidrat
bloke edici doğal besin destekleri alabileceklerini ama sadece Türkiye’de belli onaylardan geçmiş sadece
eczanelerde satılanları almalarını tavsiye ediyorum.Besin desteği alırken de içeriğinde sentetik madde içermeyen,
tamamen bitkisel içerikli olmasına dikkat edilmesini öneriyoruz.”.