toplist 25

Kralalemi






 
fikralar
 
oyunlar
 
resimler
 
yemek tarifleri
 
siirler
 
sozler
 
html kodlari
 



Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar : HIV (AIDS), Hepatit B, Bel soğukluğu (Gonore), Frengi, Genital herpes
( Genital Siğil), Klamidyoz, Trikomoniyazis, Kandidiyazis, Yumuşak şankır, Granuloma inguinale,
Lenfogranuloma venerium gibi hastalıklar cinsel yollarla kişiden kişiye bulaşır.
Pek çoğu kişilerde ciddi enfeksiyonlara yol açar, hayat standartlarını düşürür, yaşamı elverişsiz hale getirir.
Aids ve Hipatit B ise oldukça tehlikelidir. Aids kişiyi ölüme kadar götürebilmektedir.
Bu hastalıklar Cinsel yolla bulaştığı gibi kan yolu ile de bulaşabilirler.Aids, Hepatit B ve Frengi mikrobu kanda
bulunduğundan kan yolu ile bulaşabilr. Sterilize olmayan şırıngalar, iğneler, kesici ve delici aletler mikrobun
bulaşmasında rol oynar. Ayrıca kontrolsüz kan nakli de mikrobun bulaşması açısından etkilidir.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar anneden bebeğe de geçebilirler. Aids, Hepatit B, Gonore, Frengi, Genital
Herpes ve Klamidyoz gibi hastalıklar hamilelik esnasında bebek anne karnında iken ve doğum esnasında anneden bebeğe de bulaşabilirler.

Cinsel yolla Bulaşan Hastalık Belirtileri

İdrar yaparken yanma, ağrı duyma.
Vajina ve penisten normal olmayan bir akıntı gelmesi.
Deride yara, kabarcık, su toplaması, çatlak gibi durumlar
Cinsel organlarda siğillerin görülmesi
İlişki sırasında görülen ağrı, acı ve ilişkiden sonra vajinadan kan gelmesi.
Yukarıdaki belirtiler görüldüğü takdir de en yakın bir sağlık kuruluşuna gitmelisiliniz.
Bu hastalıklar ancak test yolu kesin olarak anlaşılabilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için yapılması gerekenler

Bu hastalıklardan korunma konusunda en çok dikkat edilmesi konu hastalık şüphesi olabilecek kişilerle
cinsel ilişkiden kaçınmaktır. Çok eşlilik bu tip hastalıklara yakalanmada en büyük risktir.
Cinsel ilişkide mutlaka kaliteli bir prezervatif kullanılmalıdır.Prezervatifler arasında lateks yapılı olanlar
tercih edilmelidir.Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak
atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır..

Sperm Kalitesini Arttırmanın Yolları
 
Sperm Kalitesini arttırmak ve sağlıklı spermlere sahip olmak için öneriler

Sık sık yükettiğimiz taze ve kuru fasulyenin işte bilinmeyen bir faydası.
Taze ya da kuru olarak yemeğini bol bol tükettiğimiz fasulye spermler için oldukça faydalı bir besin.
Balığın her türü insanlar için faydalı ancak sağlıklı spermler için zengin omega 3 gerekiyor
ve de bu somon balığında mevcut.Sperm kalitesini arttırmak için kalsiyum ve potasyum alımına
özen göstermek gerekiyor. Bunun için de az yağlı yoğurt ve süt birebir.
Yine aynı şekilde karpuz ve kavunda da bulunan potasyum aynı işlevi görüyor.
Yulaf ezmesi de sperm kalitesini arttırmak için tüketilmesi gereken besinler arasında.
çilek, siyah dut, yaban mersini de sperm kalitesini arttıran gıdalar arasında.
Sağlıklı spermler için bol bol domates yiyin. Kırmızı meyvalar, sebzeler çok miktarda likopen içeriyor.
Bu madde ayrıca prostat kanserinden de koruyor.

Cinsel Çekicilikte Kokunun Önemi Varmı
 
Hayvanlar üzerinde cçiftleşme döneminde kokunun önemi çok büyüktür.
Fenomen denilen bu kokular hayvanlarda özel koku bezlerince salgılanır.
Dişi tarafından salınan koku erkek için dişinin çiftleşmeye hazır olduğunu gösteren bir belirtidir.
İnsanın cinsel davranışlarının kokulardan etkilenip etkilenmediği henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır.
Ancak insanda da koltukaltlarında ve cinsel organ çevresinde özel bezlerin bulunduğu kesindir.
Bu bezler ergenlikten başlayarak koku üretirler.
Bu kokunun insanlar için önemini saptamak amacıyla deneyler yapılmaktadır.
Ancak bu kokuların erkekler ve kadınlar üzerinde parfümlerden daha fazla cinsel arzu uyandırıcı
etki yaptığı tam olarak kanıtlanamamıştır.

Cinsel Birleşme Olmadan Hamile Kalınır mı
 
Gebe kalma cinsel birleşme sonucunda gerçekleşen rastlantıya bağlı bir olaydır. Bu olay penis dölyoluna girmeden de
gerçekleşebilir. ancak çok düşük bir ihtimaldir. Kadının bacakları arasına yerleştirilen penisin döl yolunun dudakları
çevresine bırakacağı sperma, döl yatağı boynundan geçerek dölyatağına ve oradanda fallop borusuna ulaşabilir.
Ancak bu olayın gerçekleşme olasılığı çok zayıftır. Sperma döl yatağı boynuna yakın bir yere bırakılacak olursa gebe
kalma olasılığı artar, Ancak yinede açıklanan biçimde penisin vajinaya girişi olmadan yaşanan cinsel ilişki gebe kalan
bakire kızlara nadir de olsa tanık olunmuştur.

Yetiştirilme Biçimi Cinsel Yaşamı Etkiler mi?
 
Genel olarak kabul edilen Freud öğretisine göre, cinsel soğukluk çocukluk döneminde yaşanan olumsuz olaylardan
kaynaklanmaktadır.Bütün kadınlar cinsel ve duygusal açıdan sağlıklı olarak dünyaya gelirler.
Çocukluktan kadınlığa uzanan süreçte yaşanan olaylar kadının cinsel isteklerden uzaklaşmasına yol açar.
Bu isteksizlik zaman zaman bir başkaldırıya ya da “erkeğe boyun eğmeye karşı çıkma” biçimine varabilir.
bu kadınlar ya farkında olmadan orgazmdan kaçarlar, ya da orgazm olduklarını kendilerinden gizlemeye çalışırlar.
Soğukluğun çeşitleri ve nedenleri genellikle birbirine benzemeyip oldukça karmaşıktır. Anne ve babasının ilişkisi,
onlardan gördüğü sevgi, kız çocuğunun dişilik gelişimini önemli ölçüde etkiler.
Cinselliğin doğallığını kavramamış bir annenin kızı, cinsel soğuklukla yada farklı cinsel sorunlarla karşılaşabilir.
Anne ya da babanın erken ölümü, kız çocuğunda sonradan kuracağı ilişkileri etkileyecek bir güvensizlik yaratabilir.
Bazı çocuklar küçük yaşta yaşadıkları acının tekrarlanmaması için sevgilerini dışa vuramazlar.
Sevgilerini göstermeyen kadınların, sevişme sırasında sorunlarla karşılaşmaları ise olası bir ihtimaldir.
Annenin bebeğini kucaklama biçimi bile oldukça önemlidir.
Tedirgin ve güvensiz bir annenin çocuğu ile annesi tarafından sımsıkı bir sevecenlik ve güvenle tutulmuş çocukta,
cinsel güven açısından farklar olduğu saptanmıştır.Kendinden emin ve sevecen bir annesi olan kadınların çoğu,
kendi vücutlarından ve cinselliklerinden kuşku duymazlar.
Çocukluklarında yeterli derece güven duygusu aşılanmamış ya da sevgi görmemiş genç kızlar cinsel ilişkiyi,
eksikliklerini hissettikleri bütün duyguların sağlıyıcısı olarak görürler evliliğin ilk gecesinde yada ilişkinin başında,
erkeğin kadına karşı kaba ve incitici davranması kadında cinsel ilişkiye karşı bir korku, isteksizlik ya da soğukluk
oluşturabilir. Gerçek bir bir sevgi bekleyen bu kadınların çoğu eşlerininde yardımıyla sevişmeyi doyurucu ve güzel
bulacak kadar rahat olmayı bir süre sonra öğrenebilirler.



Cinsel Yaşamın Düşmanları
 
Her şey güzel başladığı halde, günün birinde yatak odanızda kara bulutlar gezmeye başlarsa dikkat!

İş stresi, kullandığınız bir ilaç ya da aşırı spor, cinsel hayatınızı sekteye uğratabilir. Araştırmalara göre; aktif bir cinsel yaşam
kalp ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor, ağrıları azaltıyor, kimi kanser türlerinin oluşmasını önlüyor ve depresyon gibi
psikolojik sorunlarda olumlu etki sağlıyor. Yine araştırmalara bakacak olursak düzenli bir cinsel yaşam, genç ve canlı
görünmemizin de en büyük yardımcısı.Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kağan Kocatepe ile Tıbbi Seksoloji Uzmanı
Dr. Akif Poroy, cinsel yaşantımıza gölge düşürebilecek faktörleri çözümleriyle birlikte anlatıyor.

İş Stresi Başa Bela

İster büyük bir holding patronu olun, ister bir mağazada satış görevlisi, stres herkesi bir şekilde pençesi altına alıyor.
Stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik, orgazm güçlüğü veya ereksiyon güçlüğü gibi ciddi sorunlar olarak
karşımıza çıkıyor.İş yaşantınıza ayırdığınız süre ne kadar fazla olursa olsun, cinselliği göz ardı etmemeniz gerekiyor.
Akşamları eve iş taşımamakla başlayabilirsiniz mesela.

Kullanılan İlaçlar

Medikal tedavi, özellikle mide, tansiyon, diyabet ve depresyon ilaçları santral sinir sistemine etki ederek cinsel
yaşamı sabote edebiliyor. Eğer ilaç tedavisinin ardından cinsel hayatınızda sorunlar başladıysa,
bunu doktorunuzla mutlaka paylaşın.

Fiziksel Hastalıklar

Diyabet ve hipertansiyon gibi sağlığı bozan her türlü rahatsızlık dolaylı ya da doğrudan cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiliyor.
Bu hastalığın etkisi altında kalan erkeklerde de sertleşme sorunu, yani ereksiyon bozukluğu ortaya çıkıyor.
Ereksiyonun kadınlardaki karşılığı dış genital bölgedeki salgı bezlerinin faaliyetiyle gelişen kayganlaşma.
Kronik hastalıklar kadındaki bu mekanizmayı bozarak cinsel ilişkide sorun yaşamasına neden olabiliyor.

Aşırı Egzersiz

Uzmanlar, formunu korumayı başaran kişilerin vücutlarıyla barışık olduğunu, utangaçlıklarını veya korkularını bir kenara
bırakarak cinsel yaşamda daha aktif bir rol üstlendiklerini belirtiyor. Ancak aşırı uygulanan egzersiz, kandaki hormon
seviyelerini olumsuz yönde etkileyerek cinselliğe darbe indirebiliyor. Uzmanlar egzersizin mutlaka bir doktor
kontrolünde yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Alkol Tüketimi

Alkol kararınca alındığında afrodizyak özellik taşıyor. Zaten uzmanlar da cinsel güdüleri artırmak için
özellikle şarabı öneriyorlar. Ancak her şeyde olduğu gibi alkolün de fazlası geri tepiyor!
Yüksek dozlarda alındığında ise cinsel güdüleri azaltıyor ve erkeklerde ereksiyon sorununa neden oluyor.

Bulaşıcı Hastalıklar

Genital herpes, bel soğukluğu, klamidya veya AIDS… Bu hastalıkların tedavi edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ
iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sonucu var.
Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşme ve oral ilişkiyle bile geçebiliyor.
Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise
sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların erken teşhis ve tedavisi için düzenli kontrollerinizi ihmal etmemeniz gerekiyor.
Bana bulaşmaz demeyin, cinsel ilişkiye girerken prezervatif kullanmayı mutlaka alışkanlık edinin.
Unutmayın ki, prezervatif genital herpes ve AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyan
tek doğum kontrol yöntemi. Ayrıca sık partner değiştirmekten kaçının ve tanımadığınız kişilerle de ilişkiye girmeyin.

Kadınlarda Orgazm Nasıl Olur
 
Kadın orgazmına giden iki yol!

ABD ve Hollanda’da yapılan iki ayrı bilimsel araştırma, kadının orgazma ulaşmasında iki yol olduğunu ortaya koydu

New Scientist adlı bilim dergisinde yayımlanan söz konusu araştırmalara göre, bu ‘yollardan’ biri, kadının yalnız
olduğu durumlarda, hayal gücüyle devreye giriyor. Diğeri ise kadının partneri tarafından fiziksel olarak uyarılması
durumunda işlev kazanıyor.

BEYNİN 30 BÖLGESİNDE FAALİYET

Amerikan Rutgers Üniversitesi’nde gönüllü kadınlar üzerinde yapılan araştırmada, hayal güçlerini kullanarak orgazma
ulaşan partnersiz kadınların o anda beyin MR’ları çekildi. Elde edilen görüntülerde, karar alma, kontrol ve hayal
gücünden sorumlu ön beyin (prefrontal korteks) dahil olmak üzere,
beynin 30 bölgesinde yüksek derecede faaliyet olduğu görüldü.

‘DEĞİŞİK BİR BİLİNÇ HALİ’

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’ndeki araştırmada ise, partnerleri tarafından fiziksel olarak uyarılan kadınların beyin
aktiviteleri görüntülendi. Ancak bu kez, ön beyin bölgesinde bir hareketlenme gözlenemedi. Bu da, partnerli orgazmın,
kadının da arzulu bir şekilde ilişkiye izin verip, ‘değişik bir bilinç haline’ geçmesiyle gerçekleştiğini ortaya koydu.
Bunu yapamayan kadınlarda ise orgazm güçlüğü yaşandığı belirlendi.
Yani iki araştırma bir bütün olarak incelendiğinde, kadınların ‘yalnız’ veya bir ‘sevgiliyle birlikte’ olması durumuna göre,
orgazma ulaşmada iki farklı yol kullandıkları ortaya çıktı.



Cinsel İlişki Sırasında Mekan Önemli
 
Yapılan araştırmalarda eşlerin cinsel birlikteliklerini de Televizyon karşısında gerçekleştirdikleri ortaya çıktı.
Psikologlar ise bu durumun yanlış olduğunu, bu gibi durumlarda yeterli cinselliğin yaşanamayacağını açıklıyorlar.
Eşlerin Televizyonun cinsel hayatlarına olan etkisini önlemek için cinsel yakınlaşma sırasında mutlaka
televizyonun kapatılmasını öneriyorlar.Televizyon kanallarında ilgi çekici programların akşam saatlerinde
yayınlanması, bir çok eşinde cinsel birlikteliğini bu saatlerde yaşaması çatışmaya neden oluyor.
Televizyon kanalları sahipleri ise bu durumun tam tersinin meydana geldiğini savunuyorlar.
Televizyonda yayınlanan programların cinsel birlikteliği azalttığını değil tam tersi cinsel birlikteliği arttırdığını söylüyorlar.
Uzmanların yaptığı araştırmalar çiftlerin büyük bölümünün televizyonda seyrettiği olumsuz haberlerin, stres yaratan talk
showların cinsel isteği kaybettiği konusunda kanıtlar ortaya koyuyor hatta televizyonun sadece açık olmasının da
olumsuz etkiye neden olduğu bildiriliyor. Cinsel birleşme sorunları artıyor
Cinselliğin, sadece ‘cinsel birleşme’ olarak algılandığı toplumlarda cinsel sorunların sık sık yaşandığı bildiriliyor.
Uzmanlara göre, Depresyon, anksiyete (ruhsal kaynaklı daralma) hatta boşanma gibi ikincil sorunlara yol açabilen
cinsel işlev bozuklukları yaşamı çekilmez kılıyor. Acıbadem Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek,
cinsel sorunların toplumda gizli kaldığını ve hastaların doktora başvurmaktan çekindiklerini bildirdi.
Şimşek, cinsel sorunların gizli kalması nedeniyle hastalarda çok çeşitli Sağlık sorunlarının ortaya çıktığına dikkat çekti.
Prof. Dr. Şimşek, “Türkiye’de 40-70 yaş arası erkeklerin yüzde 60-65′inde erektil disfonksiyon (sertleşememe)
sorunu olmasına karşın bu hastaların sadece yüzde 1′i doktora başvuruyor” dedi.

Cinsel İlişki Süresinin Uzatılması
 
Sevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve Mekanik bir edimdir. Oysa erkeğin sevişme sırasında
heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır.
Hindu dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. Bu nedenle erkeğin mümkün olduğu
kadar az meni harcamasına dikkat edilir. Hindu dininin bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede
kendini kontrol etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında
meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda meninin aslında idrar torbasına aktığını ve
bunun da esas olarak idrar borusu üzerinde Basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. Ne olursa olsun,
bu “iç boşalmanın” erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi
ortalama yirmi yıl almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik ve orta
yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır.Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir.
Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD’de New York eyaletindeki Oneida komününün üyeleri, carezza adıyla bilinen
bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da
topluluğun nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum kontrol yöntemi hem de
bir haz tekniği olarak carezza’yı ortaya atmışlardır. Carezza, İtalyanca “okşamak” sözcüğünden gelmektedir.
Bu tekniğin yardımıyla erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir Saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça birkaç kere
orgazm yaşayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu sağlayamayan erkekler,
topluluktan uzaklaştırılmaktadır.Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı
geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander’in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı
kurallara dikkat etmeleri gerektiğini söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı geciktirmek
güçleşmektedir. Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan
kaçınmak isteyen erkeğin sevişmede “erkeksi” rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için, erkeğin tek bir
hedefe” orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur: erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya
cesaret edemeyen ama “necking” ve “petting” yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan
16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin
kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir. Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır.
Bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur:
bu, kadını çoşkulandırırken erkekte tam tersine “serinkanlı ve kendini tutabilen bir aşık” olduğu duygusunu uyandıracaktır.
Kadın penisin bütününü içine çekmek istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir.
Böyle uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da
sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde
hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, Ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra penis yine yavaşça dışarı çekilmeli
ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır. Bu süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontroluna
olan güveni de aynı oranda artacaktır. Ancak Hollander’e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kişilerin kendilerini
orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: “ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun.
Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir” Hollander, kadının da
penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok
kadının hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana bırakılmalıdır.
Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden eleştiriye uğramaktadır.
Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir.
Carezza; sinirliliğe, prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir. Carezza yandaşları ise, tam
tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir.
Üstelik, her erkek de carezza’yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da
birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. Bunun dışında daha fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir.
Günümüzde cinsel eşitlik savunucuları da carezza ‘nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik, erkeğin cinsel
duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak vermektedir, çünkü
Carezza tekniğini geliştiren erkekler, cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm
vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin cinsel tepkisinin “lokal” niteliğinin bu şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm
olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır.
Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi uzatmak için carezza uygulayan erkek
bazan aşırı dikkatli, aşırı kontrollu davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli teknik
yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu farkeden, eşinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle
birlikte cinsel coşkuya katılmak yerine bir “labora tuvar deneyini” dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da
heyecan düzeyi düşer. İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en “çıldırtıcı teknikleri” uyguladığına inanmış
olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu “soğuklukla” suçlamaya başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı
heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli
olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu
kadar kaçınmalıdır. Wilhelm Reich’a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama, heyecanın ve
uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır. İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği,
bütün vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin uzatılması birinci aşamada hem
olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi
ya da durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve özellikle kasıkta, cinsel organlar
bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.
Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek
için en uygun yol olduğunu söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil oldukça kendiliğinden
ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da
zevkli bir duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz kalındığında uyarılma ve heyecan biraz
azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır. Penisin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz
kalındıktan sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce
bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yayılacaktır. Bunu, kişilerin tercihine göre uzun
ya da kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolun mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir.
Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar
ortalama 4 Dakikada orgazma ulaşırlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve
heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında yatmaktadır. Erkek, kadından daha
çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. İşte erkek de bu
noktada sabırlı, düşünceli ve yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca “esin kaynağı”
kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri
birbirinin aynı değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmiş olmanın
yanısıra, eşini de iyi tanıması gerekir. Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,.
Bunlardan en basiti, “duruşlar”la ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve
boşalmasına neden olur. Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte orgazmı biraz daha
geciktirebilmektedir.Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama’dır.
Bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektir. zamanla geliştirilebilecek olan bu teknik, yürek atışlannın kontrol edilmesini de
beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile
yakından bağıntılıdır. Erkek, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini
sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin “acilliğini” kısmen giderecektir.
Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk,
bir çeşni olarak bakmak gerekir. Başlı başına bir amaç olarak alınan cinsel Atletizm de giderek heyecansızlaşır, kısırlaşır.
Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir
doyum biçimidir. Bu tür erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir puandır.
Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve güvensizliğin belirtisidir.

Cinsel İlişki Sırasında Yaşanan Kazalar
 
Cinsel İlişki Kazaları

Uzmanlara göre her 3 kişiden biri seks kazası geçiriyor…

İngiliz uzmanların araştırmasına göre her 3 kişiden biri hayatının bir döneminde seks kazası geçiriyor.
Yetişkinlerin yüzde 5’i seks kazası nedeniyle işe gidemez hale geliyor. En sık görülen sakatlanma kas zedelenmesi.
Seks yapılacak en tehlikeli yer çevresinde kırılabilecek pek çok şey bulunduğu için kanepe.
Cinsel ilişki sırasında en çok kırılan nesne ise karyola. Seks kazaları en çok aceleye getirilen ilişkilerde yaşanıyor.

En çok görülen sakatlıklar

1) Kas zedelenmesi
2) Bel sakatlığı
3) Battaniye yanığı
4) Boyun tutulması
5) Bilek ya da dize darbe
6) Omuzda çürük
7) Diz burkulması
8) El bileği burkulması
9) Ayak bileği burkulması
10) Parmak bükülmesi

En tehlikeli yerler

1) Kanepe
2) Merdivenler
3) Otomobil
4) Duş
5) Sandalye
6) Mutfak masası
7) Bahçe
8) Tuvalet
9) Dolap içi

Kadınlarda Cinsel İsteği Artırmanın Yolları
 
Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında işe yarayan tek bir yöntem olamayacağı açıktır.
İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır.
Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar.
Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron libido açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde
kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde libidolarında
belirgin bir düşüş farkeden kadınlarda yararlı olabilir. Ancak cinsel istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron
düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı
riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve
postmenapozal kadınlarda cinsel isteği artırabilir. Cinsel aktiviteden bir kaç saat önce alınan metilfenidat gibi uyarıcılar
antidepresan tedaviye ikincil cinsel işlev bozukluğu olan hastalarda cinsel yanıtın dört evresini de artırmıştır.
Ancak uyarıcıların tedavide yeri belirsizdir. Bağımlılık, aritmi gibi yan etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.
Cinsel istek ile ilgili çalışmaların zor olmasının nedenlerinden biri cinsel döngünün bu ilk evresine eşlik eden
açık fiziksel değişikliklerin olmamasıdır. Cinsel döngüde gözlenen normal fiziksel değişiklikler ikinci evre olan
uyarılma evresine dek başlamazlar. Azalmış cinsel istek bozukluğu tedaviye en dirençli cinsel işlev bozuklukları
arasındadır. Çoğu hastada duyumsal keşif alıştırmaları etkili değildir. Davranışçı yaklaşımdan çok psikodinamik
yaklaşımla hastaya cinsel sorunların kökenini anlaması ve cinsel hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı
olmak gerekebilir. Daha önce orgazm deneyimi olmayan kadınlar için masturbasyon alıştırmaları iyi bir yol olabilir.
Feromonların cinsel istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır.
Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolar da yararlı olabilir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğu olanlarda
erotik videolar kaygıyı artırabileceği için önerilmez.

İlk Cinsel İlişki Hakkında Merak Edilenler
 
Genç kızların bir çoğunda kızlık zarı ile ilgili anlatılan abartılı ve yanlış hikayeler nedeni ile ilk cinsel ilişkinin çok
ağrılı bir tecrübe olacağı inanışı vardır. Bu inanış ilk cinsel ilişkiden aşırı derecede korku duyulmasına neden
olmaktadır. Bu gereksiz korku zamanla cinsel isteksizliğe, ilişkiden yeterince haz almamaya kadar varan
cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olabilir.Kızlık zarı (hymen), vajen girişinden yaklaşık bir santimetre içerde
bulunan bir mukoza kıvrımıdır. Bu oluşum vajina girişinde bir darlık meydana getirir.
Vajinal salgıların ve adet kanının dışarı akması için ortasında açıklık mevcuttur. (Anatomik resmi aşağıdadır)
Kızlık zarının şekli, esnekliği ve kalınlığı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazen ilişki sırasında kanama yapmayacak
kadar ince ve elastik olabilirken bazen de cinsel ilişkiyi engelleyecek kadar kalın olabilir.
Genellikle ilk ilişki sırasında yırtılan kızlık zarı kanama meydana getirir. Ancak bazı durumlarda kızlık zarı esnektir ve
penis vajinaya girse bile yırtılmamaktadır. Böyle durumlarda kızlık zarı ilişki ile değil de ancak doğum anında yırtılmaktadır.
Normal bir durumda ilk ilişki sonrasındaki kanama 5-10 dakika ile birkaç saat arası sürmektedir.
Kanamanın hiç olmaması veya çok az olması normal olabileceği gibi bazen kişiyi şoka sokacak kadar fazla da olabilir.
Bu tamamı ile yırtılan kızlık zarı bölgesinin kanlanımı ile ve kızlık zarının anatomik şekli ile ilişkilidir.
İlişkiye başlamadan önce kadın ilişkiye ne kadar hazırsa ve ilişkiyi ne kadar çok arzuluyorsa vajenin kayganlığını
sağlayan salgılar o derecede çok salgılanacak ve ilişki ağrısız olacaktır.
Kadın kendini hazır hissetmeden ilişkiye girmenin denenmesi kızlık zarının düzensiz yırtılmasına neden olabilir.
Bu durumda ağrı ve kanama daha fazla olur. O nedenle özellikle ilk cinsel ilişki öncesinde kadının tam olarak
uyarılması yani ön sevişme denilen kısmı daha uzun tutmak gerekmektedir.
Normal bir ilişkiye başlamada ilk şartlardan birisi çiftlerin birbirine karşı güven duyması ve anlayışlı olmalarıdır