toplist 25

Kralalemi






 
fikralar
 
oyunlar
 
resimler
 
yemek tarifleri
 
siirler
 
sozler
 
html kodlari
 



 Vajina Temizliği Nasıl Yapılmalı

Vajinal hijyen kadın sağlığı konusunda önemli bir noktadır.
Pek çok kadın vajinal enfeksiyonlar sebebiyle sıkıntılar yaşamaktadır.
Vajinada kötü koku, aşırı akıntı, iltihap gibi durumlar vajina temizliğinin yetersizliğinden ya da yanış
yapılan vajina temizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu durumların önüne geçmek için Vajina hijyenine
özen göstermek ve bilinçli bir temizlik şartdır. Yanlış ya da eksik yapılan vajinal temizlik bir çok
hastalığın ortaya çıkmasına hatta genital siğilllerin nüksetmesine kadar ciddi boyutlara ulaşan
hastalıklara sebebiyet verebiliyor.Vajinal bölgenin kendine özgü bir temizlik sistemi bulunuyor.
Vajinada oluşabilecek bakteri ve enfeksiyonları önlemek için vajina kendine has bir salgı üretiyor.
bu salgı sayesinde vajina kendini koruyabiliyor. Ancak kimi durumlarda kadınlar vajinanın bu kendine
has yapısını bilmeyerek bozabiliyorlar. Ph yapısı uygun olmayan veya çok yüksek olan el sabunları
vajinal bölgenin kendine özgü asidik yapısının bozulmasına sebep oluyor. Yani sık yapılan ve temizlik
sanılanılan el sabunları ile vajinal bölge temizliği yapmak esasında yanlış bir durum olarak görülüyor
ve vajinanın kendini koruma sistemi bozularak çeşitli enfeksiyonlara davetiye çıkarıyor.

Vajina Temizliği Konusunda Nelere Dikkat Edilmelidir ?

1- Vajinal duş olarak tabir edilen Vajinanın içini yıkamak vajina için zararlıdır.

2- Vajina sabun ile yıkanmamalıdır. Sabun Vajinanın yapısını bozabilir.
Dış genital bölge sabunla yıkanabilir.
Vajina için üretilen temizleme sıvıları da sadece dış genital bölge için üretilmiştir.

3- Regl dönemlerinde kullanılan pedler sık sık değiştirilmelidir.
En fazla 4 Saat de bir değiştirilen ped vajinada kötü koku oluşumuna neden olmaz ve bakteri ürememesini sağlar.

4- Vajinanın sürekli olarak kuru kalması sağlanmalıdır. Nemli ortamda bakteriler daha fazla ve daha sık ürer.

5- Vajina silinirken mutlaka önden arkaya doğru su ile silinmelidir. Asla arkadan öne doğru silinmemelidir.

Vajina ph değeri yüksek olmayan fazla kimyasal madde içermeyen bir sabunla dış yüzeyi olmak kaydıyla yıkanabilir.
Bolca durulandıktan sonra da mutlaka iyice kurutulması gerekir.

Adet Döneminde Sırt Ağrısı
 
Kadınların sırtı adet kanamalarından önce ve adet kanamaları sırasında daha duyarlıdır.
Bu sonuç hormonların etkisinden kaynaklanır.
Gebelik sırasında omurgada gevşeme olur ve vücut doğuma hazırlanmaya başlar.
Bu nedenle adet dönemlerinde ve doğumdan sonraki altı ayda vücut zorlanmamalıdır.

Kadınlarda İdrar Kaçırma ve Tedavisi
 
15 dakikada idrar kaçırma ameliyatı

Türkiye’de ilk kez Da Vinci robotu ile idrar kaçırma ameliyatı
Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ülkenin ilk kadın robotik cerrahı Prof. Dr. Ayşe Filiz Avşar
tarafından 49 yaşındaki bir hastaya yapıldı.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Ünitesi Klinik Şefi Ayşe Filiz Avşar, daha az kanama,
ağrı ve kesi ile hastalara büyük konfor sağlayan robotik cerrahinin dünyadaki en son teknolojik yeniliklerden
biri olduğunu bildirdi. Dünyada tıbbi teknolojinin hızla geliştiğine dikkati çeken Avşar,
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine son basamak ve komplike hastaların gelmesi nedeniyle
teknolojik ilerlemeleri takip etmek ve uygulamak durumunda olduklarını söyledi.

Dünyada idrar kaçırmanın kadınlarda yaygın olarak görüldüğünü, sosyal boyutu açısından çok fazla
dillendirilmeyen bu hastalığın, hastalarla birebir görüşmelerde ortaya çıktığını ve bu sayının her geçen
gün arttığını dile getiren Avşar, “Bu nedenle ürojinokoloji, dünyada ve Türkiye’de atak yaptı.
Bununla ilgili ameliyatlarda sürekli değişme gösteriyor. Fakat bu ameliyatlarda yüzde 100 başarılı olan çeşidi yok.
Hepsinin değişik hastalarda değişik avantajları var” dedi.

Ürojinokolojide uygulanan “Burch” denilen ameliyatla, karında bikini bölgesinden kesiyle idrar torbasının
önünden girilerek oradaki bir takım askılarla destekleme yapıldığını anlatan Avşar, robotik cerrahiyle yapılan
ameliyatlarda iz olmaması, kanamanın daha az olması, hastanın daha çabuk ayağa kalkması,
cerrahın yorulmaması gibi avantajların olduğunu belirtti.

Avşar, dünyada var olan ama çok yaygın olarak kullanılmayan bu ameliyatın
Türkiye’de ilk kez yapıldığını ifade ederek, 15-20 dakika süren ameliyatla hastanın ertesi gün taburcu olacağını bildirdi.

Robotik cerrahinin jinekolojideki her operasyonda yani ürojinekoloji kanser, miyomlar, rahim ve yumurtalık
operasyonlarında kullanıldığını anlatan Avşar, şöyle konuştu:

Kanamanın daha az oluşu, kesi hattının küçük olması ve hastanın hızlı iyileşip hızlı taburcu olması da
önemli avantajlarıdır. Hasta ve hekim konforunda artış ve enfeksiyon riskindeki azalma da diğer avantajlarıdır.
Cihazın yanlış bir işlem yapmasını engellemek de normal bir ameliyata göre daha mümkün.
Çünkü göz temasınız robottan kalktığı anda cihaz otomatik olarak kendini durduruyor.
Bu da hasta konforu ve güveni açısından çok önemli.”



”ROBOT CERRAHİ KISA SÜREDE CİDDİ MESAFE ALACAK”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Ünitesi Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Akın Sivaslıoğlu da robotik cerrahinin
Türkiye’de henüz emekleme devresinde olduğunu belirterek,
Bunun temel nedeni ekonomik, ancak çok kısa bir süre içerisinde ciddi bir mesafe alınacağını düşünüyorum” dedi.

İdrar kaçırma şikayetiyle hastaneye başvuran kadın hastaya
Burch Kolposüspansiyon uyguladıklarını anlatan Sivaslıoğlu, şöyle konuştu:
“Bu hastanın ameliyatı laparoskopik olarak da yapılabilirdi.
Ancak robot, anatomik olarak erişilmesinde güçlükle karşılaştığımız bölgelere daha rahat ulaşmamızı ve sütür
(dikiş) atmamızı sağlamaktadır. Burch operasyonu, sıklık açısından çok yapılan bir operasyon olmamakla birlikte
doğru teşhis konulduğunda ürojinekolojinin önemli ve etkin operasyonlarından biridir.”

Sivaslıoğlu, robotik cerrahinin özellikle endometrium kanserlerinin cerrahi tedavisinde hızla
standart girişime dönüşmekte olduğunu kaydetti.

Türkiye’de ilk kez robot ile idrar kaçırma ameliyatı olan hasta Devlet Kaçan ise yaklaşık 10 yıldır
idrar kaçırma problemi yaşadığını ifade ederek, son 1 aydır idrar kaçırmanın yanma şeklinde meydana geldiğini,
bu nedenle de doktora başvurduğunu söyledi. Doktorların kendisine robot ile ameliyat yapmayı önerdiğini anlatan Kaçan,
Doktorlar bana robot ile ameliyat yapmayı önerince kabul ettim. 15-20 dakika süren ameliyat sonrasında
ertesi gün taburcu oldum. Şu anda hiçbir şikayetim kalmadı. Herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.

Kadınlarda Astım Hastalığında Doğum ve Sonrası
 
Doğum ve Sonrası

Doktorunuz doğum esnasında sizi ve bebeğinizi monitörize ederek her şeyin yolunda olduğundan
emin olmak isteyecektir. Bu esnada da astım ilaçlarınıza devam etmeniz gerekecektir.
Eğer sezaryen planlanmışsa, doktorunuz genel anestezinin sizin için uygun olup olmadığını tekrar gözden geçirecektir.
Gerekirse epiduralspinal anestezi ile ağrı kontrolü sağlanabilir.
Aynı şekilde, vajinal doğum planlanmışsa, ağrısız olması için size önerilerde bulunulacaktır.

Bebeğinizi dünyaya getirdikten sonra, astım ilaçlarınızı veya dozlarını değiştirmeniz gerekebilir.
Kimi hamile kadınlar, hamilelikleri süresince astımlarında değişiklik veya düzelme gözlemledikleri için bu tedavi
disiplininden hemen kopuverir. Ancak unutmayın ki, var olan bir hastalık için önlem almazsanız,
daha sonra kötüleşebilir. Dolayısıyla doktor ziyaretlerini doğum sonrasında da aksat­mayın.

Astımı olan anneler, doğumdan hemen sonra bebeklerini anne sütü ile emzirme­ye geçebilir.
Teofilin kullanıyorsanız, süte geçip çocuğunuzu huzursuz edebile­ceğini bilmelisiniz.
Aynı durum antihistaminik ilaçlar için de söz konusu.. Ayrıca bu ilaçlar süt üretimini azaltabilir.
Elbette ki sigara içmemeniz, hatta içilen ortamlarda bile bulunmamanız gerektiğini tekrar hatırlatmamıza gerek yok sanırız!

Vajinal Akıntılar Hakkında Genel Bilgiler
 
Vajinal Akıntılar

Sağlıklı bir kadında berrak (bazan beyaz, mat), çiğ yumurta beyazı gibi, kokusuz bir akıntı
(günde 5 ml, bir tatlı kaşığı kadar) normal olarak kabul edilir.

Adet günlerine göre akışkanlık ve rengi değişebilir. Adet kanamasını takip eden dönemde sarı-kahverenkli
(parçalanmış kan hücreleri nedeniyle) olan akıntı, yumurtalık hormonlarının en yüksek olduğu iki adet ortası
dönemde daha çok ve akışkandır. Bu sıvı vajina yan duvarlarından sızma ve vajina girişi ve idrar deliği
kenarındaki bezlerin salgılarıyla oluşur.

Genel olarak pH asittir.Asit pH’yı vajinada hastalığa neden olmadan yaşayan ve şekeri parçalayarak laktik asit oluşturan,
laktobasil denilen bakteriler sağlar. Böylece vajina içerisinde mantar sporları ve diğer bakterilerin çoğalması engellenir.
Laktobasillerin şekerden asit yapmaları için yumurtalık hormonları gereklidir.

Estrojen hormonunun azaldığı menapozda vajende şeker ve laktobasiller azalarak enfeksiyona yakalanma oranı artar.
Ayrıca başka organların iltihabi hastalıklarının (bademcik, mesane, ortakulak, akciğer vb)
tedavisi için kullanılan antibiyotikler laktobasilleri de öldürerek vajinada mantar ve diğer bakteri
enfeksiyonlarının oluşmasına yol açabilir.

Vajinal enfeksiyonlar ve bunlara bağlı akıntıların önlenmesi için en ciddi önlem vajendeki laktobasillerin korunmasıdır.
Pek çok önlemin temelinde bu yatar.

Anormal sayılan akıntılar;

* Kesilmiş süt gibi beyaz,
* Kanlı
* Et suyu gibi
* Sarı – yeşil renkli ve iç çamaşırda iz bırakan,
* Bol, sarı-gri köpüklü,
* Kötü kokulu (özellikle cinsel ilişkiden sonra bozulmuş balık kokusu)

şeklinde sıralanabilir. Akıntıya aşağıdaki yakınmalar da eşlik edebilir.

* Kaşıntı
* Yanma
* Ağrılı ilişki
* İdrar yaparken yanma
* Sık ve az az idrar yapma
* Kızarıklık
* Düzensiz kanama veya ilişkiden sonra kanama,

Tanı için jinekolojik muayeneyi takiben, direk akıntıdan alınan örneğin mikroskopik incelemesi,
akıntının boyanarak (Gram vb) mikroskopik incelemesi kültür alınarak mikrobun üretilmesi rahim ağzı sürüntüsü
(Paptest, smear ) yapılabilir.

Akıntı nedenleri;

* Mantar, Trikomonas, Gardnerella,Klamidya vb değişik mikroplarla enfeksiyon
* Rahim İçi Alet ile doğum kontrolu,
* Kanserler (özellikle kanlı akıntı veya ilişkiden sonra kanama varsa),
* Polip,
* Küçük kız çocuklarında vajina içinde yabancı cisim,
* Rahim ağzının dışa dönük olması(eversiyon ve ektopi)

olabilir. Tedavi nedene yönelik olarak yapılmalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka bir doktor tarafından düzenlenmelidir.
Ülkemizde sıklıkla “Sadece akıntım var, bir ilaç verebilirmisiniz” diyerek eczaneye gidip ilaç almak, birkaç fitil ve
tedaviden sonra doktora gitmek çok yaygın , yanlış bir uygulamadır. Uygun olmayan ilaçlarla daha dirençli
enfeksiyonlara neden olmak, bir kanseri ilaçla tedavi etmeye çalışırak erken tanı ve başarıyla tedavi olma
şansını kaçırmak mümkündür.

Akıntılarla ilgili en önemli olan konu; normal ve anormal akıntıyı tanımak ve akıntılı hastalıklara neden
olabilecek kişisel alışkanlıklar ve hijenik hatalardan kurtulmaktır.



Akıntılı ( özellikle enfeksiyonlara) hastalıklara yakalanmamak için;

* İlşikiden ve adet kanaması bittikten sonra, vajina içi yıkanmamalıdır (vajinal duş).
Eğer bir temizlik yapılacaksa, vajina dış kısmı ılık, duru, temiz suyla yıkanabilir.
Yıkama işleminden sonra vajen girişi kurulanmalıdır.
* Tuvalette temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır.
* Banyo, havuz, sauna ve egzersizden sonra ıslak,terli çamaşır veya mayolar vücutta uzun süre kalmamalıdır.
* Havuz, hamam, sauna , küvet ve her gibi ortak kullanılan yerlerin temizliğinden emin olunmalıdır.
* Eğer çok eşli bir cinsel yaşam varsa , prezervatif ile korunmalıdır.
* İç çamaşırlar doğal (pamuklu , yün) maddelerden üretilmiş olmalıdır.
* Vajinal tampon ve pedler sık sık değiştirilmelidir ( en çok 6 saat).
* Koku için vajen girişinde deodoran parfüm veya sabunlar (nötral pH ‘lı ve doktor önerisyle alınanlar dışında) kullanılmamalıdır.
* Dar pantolon, sıkı iç çamaşırları veya etekler (en azından uzun süreli) kullanılmamalıdır.
* Düzenli pap-test yaptırılmalıdır.
* Şeker Hastalığı varsa kontrol altında tutulmalıdır.
Tatlandırıcı kullanımına bağlı daha sık mantar enfeksiyonları olduğu ifade edilmektedir.
Ancak bu sıklıkla, kullanım nedeni olan şeker hastalığına da bağlı olabilir.

Yaz ve tatil aylarında yukarıdaki önerilere uymak zorlaştığından, yazın vajinal akıntılara daha sık rastlanılabilir.
Bu nedenle hijyenik kurallara her zaman büyük bir dikkatle uyulmalıdır.

Bir miktar akıntı mutlaka olacaktır. Unutmayın ki vajende hiç ıslaklık olmaması, kuruluk ayrı bir hastalıktır.
Yani vajina kuru olamaz. Ülkemizde en çok cinsel ilişki ve adetten sonra kadınlarımızın bir kısmı, kirlendikleri gerekçesiyle
bulaşık çamaşır yıkarcasına” vajinanın içini yıkayarak, burada bulunan koruyucu asiti üreten
Laktobasil’leri yok ederek, tekrarlayan mantar ve diğer mikrobik hastalıklara neden olmaktadır.

Kadın Hastalıkları Hakkında Bilgiler
 
KADIN HASTALIKLARI:
 
Kadın üreme organlarına ilişkin hastalıklar “kadın hastalıkları” adını alır.
Kadın hastalıklarını inceleyen bilim dalına da “jinekoloji” denir. Jinekoloji kadın üreme organlarına
ilişkin her türlü hastalıkların teşhis ve tedavisiyle uğraşır. Kadın üreme organlarının doğumla ilgili
bolümüyse “obstetrik” yani “doğum bilgisi” adını alır. Doğum ve kadın hastalıkları, bir bütünün ayrılmaz
parçaları olduğundan bu konularla ilgilenen uzman hekime “Doğum ve Kadın Hastalıkları uzmanı” denir.
Yani bir doğum ve kadın hastalıkları uzmanı, doğumla, kadın hastalıklarının teşhisi, tıbbi tedavisi ve
operasyonları ile ilgili konularda tıp eğitiminden sonra belli süre (4 yıl) eğitim görmüş bir hekimdir.

KADIN HASTALIKLARINA GİRİŞ:

Dışardan içe doğru kadın üreme organlarında görülen başlıca hastalıklardan söz edeceğiz.
Kadın üreme organlarında görülen her hastalıktan söz etmek konunun bütünlüğünü bozacağı düşüncesiyle,
önemli ve sıklıkla görülenlerinden söz etmeyi uygun gördük. Kadın hastalıklarının bir bölümünden
daha Önceki bölümlerde konunun gereği olarak söz edilmiştir. Bu bölümde daha önce anlatılmayan
diğer bazı kadın hastalıklarından söz edeceğiz. Konuya kadın üreme organlarında görülen,
doğumsal yapı bozukluklarıy-la başlamayı uygun bulduk.

KADİN HASTALIKLARINA GENEL BAKIŞ:

Kadın hastalıkları adlı bu bölümde kadının üreme organlarını ilgilendiren hastalıklar incelenecektir.
Kadının üreme organlarında gelişen hastalıklar, üç yönden önemlidir, önceleri yalnız üreme
organlarından birini tutmuş olan herhangi bir hastalık, bir süre sonra diğer üreme organlarına ve/veya
vücudun üremeyle ilgisiz organlarına yayılıp, kadının bedensel sağlığını olumsuz yönde etkiler.
Üreme organlarını ilgilendiren hastalıklar, diğer yönden bu organların ana görevlerinden biri olan
üreme işlevlerini de aksatarak kadının hamile kalmasına, eğer kalmışsa hamileliğini sürdürmesine
engel olabilirler. Bu hastalıklardan bazıları dölütü de (fetus) olumsuz yönde etkileyebilir.
Son olarak da, bu organlarda gelişen çeşitli hastalıklar, kadının cinsel yaşamında aksaklıklara
yol açarak çok ciddi psikolojik sorunların gelişmesine neden olabilirler. Her kadının, kadın olarak
gerek bedensel gerekse de psikolojik yönden bazı risklerden uzak kalması için yılda hiç değilse
iki kez bir kadın hastalıkları uzmanına başvurup gerekli kontrolleri yaptırması son derece yararlı olacaktır.
Bu yarar yalnız kendisi için değil, ortak bir yaşam sürdürdüğü eşi ve sahip olacağı çocukları için de geçerlidir.
Kadın hastalıklarını incelemeye başlamadan Önce, kadın hastalıklarının teşhisinde
yararlanılan bazı muayene yöntemlerinden söz edeceğiz.

KADIN HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ:

Kadın üreme organlarına ilişkin hastalıkların belirtileri, diğer bir deyişle kadında yol açtığı
yakınmalar başlıca 4 çeşittir: 1 Ağrı 2. Kanama 3. Akıntı 4. Karın büyümesi.

Bu belirtilerin bir ya da birkaçı birlikte bulunabilir. Bu belirtiler tüm kadın hastalıklarının ortak belirtileridir.
Yapılan muayene yöntemleriyle bu yakınmalara yol açan’ nedenler ortaya çıkarılarak tedavi planlanır.
Şimdi sırayla bu belirtilere hangi kadın hastalıklarının yol açabileceğini kısaca gözden geçireceğiz.

KADIN HASTALIKLARININ TANISINDA UYGULANAN BAZI MUAYENE YÖNTEMLERİ:

Kadın hastalıklarının tanısıda, bazı teknik yöntemler hekime yardımcı olarak, hastalıkların teşhis
edilmesine olanak sağlar.Çünkü insan duyuları her olayı görmek ve hissetmek İçin yeterli değildir.
Bu tıbbi teknik yöntemler, insan duyularının erişemediği boyutları açıklamakta ve hekime teşhis
için ipuçları vermektedir. Yani hekim çıplak gözle göremediğini, mikroskopla ya da röntgenle görebilmekte,
bunları bilgisiyle değerlendirerek bir teşhise varabilmektedir. Bilgilerimizin giderek artışı ve teknik
yöntemlerin hızla gelişmesi, bugün için bilinmeyen pek çok konuyu aydınlatmıştır. Bunların sonucunda da
hastalıkların teşhisi daha erken dönemde yapılabilmekte, tedavileri de ona göre daha etkin olabilmektedir.
Yine bilgilerimizin artışı ve teknik yöntemlerin gelişmesi, tedavi alanında da gelişmelere yol açmıştır.
Böylelikle hastalıkların tedavi edilebilme ve tedavide başarı şansı artmıştır.

Şimdi aşağıda sırayla, kadın hastalıklarının tanısında hekime yardımcı olan muayene yöntemlerinin
bazılarından söz edeceğiz. Vaginal muayene (Vaginal tuşe): Kadm hastalıklarının teşhisinde başvurulan
ilk muayene yöntemi “vaginal tuşe” dir. Bu muayene için hasta “jinekolojik muayene masası”na yatırılır
ve hasta burada muayene için uygun pozisyonda yatar, zaten bu masanın özelliği hastanın muayene için
uygun pozisyonda bulunmasına yardımcı olmaktır. Hekim hastanın yakınmalarını dinledikten sonra önce
dıştan görebileceği belirtileri gözle arar yani kısa bir gözlem yapar. Daha sonra “spekulum” ya da “valf”
admı alan demir aletlerle kadının vaginasını aralayarak, rahim ağzmı (serviks uteri), vaginayı inceler,
oralarda bir hastalık belirtisi olup olmadığını (rahim ağzında erozyon, vaginitis gibi) arar. Daha sonra ise
hekim bir elinin (genellikle sağ) bir ya da iki parmağını vaginaya sokar, diğer eliyle karın üzerinden kullanarak,
uterusu, ovaryumîan arar, normal olup, olmadıklarını (miyom, ovaryum kistleri gibi) araştırır. Bu muayenelerle
sağlanan bulguların kesinleştirilmesi ya da varsa bir kuşkunun giderilmesi için gerekli başka muayene yöntemlerine
başvurulur. Vaginal smear (Vaginal yayma, eksfölyatif sitoloji): Daha önce de söz ettiğimiz gibi vaginayı kaplayan
doku tabakası (vagina derisi, vagina mukozası) periyodik olarak salgılanan hormonların periyodik değişimlerine
uyum gösterir. Aynı zamanda vaginayı kaplayan doku tabakasında bulunan hücreler zamanla dökülerek, yerlerini
genç hücrelere bırakırlar, yani sürekli yenilenirler. İşte bu özelliklerden yararlanılarak, vaginadaki salgının
mikroskop altında incelenmesiyle bazı hastalıkların teşhisinde ipuçları yakalanır. Vaginal smear alınması ya da
sitolojik muayene için hasta jinekolojik muayene masasına yatırılarak kuru bir spekulum yapdımıyla vagina açılır.
Ucunda pamuk sarılı bir çubuk ya da tahta bir araçla, istenilen amaca göre serviks ya da vagina duvarına
sürtme ile istenilen muayene materyeli alınır. Daha sonra bu materyel bir cam (lam) üzerine yayılır,
Özel boyalarla boyanarak mikroskop altında incelenir. Vaginal smear ya da sitolojik muayene başlıca
iki amaçla uygulanır. 1. Kanser araştırması, 2. Hormonal durum hakkında bilgi edinmek. Hasta için ağrısız,
kolay ve son derece yararlı olan bu muayene yöntemi, özellikle rahim ağzı (serviks uteri) kanserlerinin erken
dönemde teşhis edilebilmesi İçin çok yararlı bir muayene yöntemidir. Bu nedenle her kadının yılda iki kez,
en az bir kez bu testi yaptırması önerilir. Uygar ülkelerde yaygın olarak uygulanan bu muayene yöntemi,
ülkemizde de giderek artan bir uygulama alanı kazanmaktadır.